Faiz yükseldiğinde yalnızca kredi taksitleri değişmez. Yüksek faiz insanların alışveriş kararlarını, şirketlerin yatırımlarını, fabrikaların ne kadar üretim yapacağını ve dolaylı olarak çalışan ihtiyacını da etkileyebilir.
Bu nedenle yüksek faiz bazı dönemlerde işsizliğin artmasına yol açabilir. Ancak bu etki doğrudan gerçekleşmez. Yani Merkez Bankası faizi artırdığı için şirketler ertesi gün çalışanlarını işten çıkarmaz.
Asıl önemli olan aradaki zinciri anlamaktır:

Faiz yükselir → kredi pahalanır → bazı harcamalar azalır → şirketler daha az ürün satar → daha az ürün satıldığı için daha az üretim gerekir → daha az üretim için daha az yeni çalışana ihtiyaç duyulur → yavaşlama uzun sürerse işten çıkarmalar başlayabilir.
Bu zincirin her halkasını basit örneklerle açıklayalım.
Yüksek Faiz İşsizliği Nasıl Artırabilir?
Öncelikle bir şirketin neden çalışan işe aldığını düşünelim.
Bir mobilya fabrikası ayda 10.000 koltuk satıyorsa bu koltukları üretebilmek için yeterli sayıda işçiye ihtiyacı vardır.
Satışlar 15.000’e çıkarsa ne olur?
Fabrikanın daha fazla üretim yapması gerekir. Bunun için yeni makineler alınabilir, ikinci vardiya açılabilir veya yeni çalışanlar işe alınabilir.
Peki satışlar 10.000’den 6.000’e düşerse?
Fabrikanın artık 10.000 koltuk üretmesine gerek yoktur. Çünkü ürettiği koltukları satamazsa depoda bekler.
İşte üretim ile istihdam arasındaki temel bağlantı budur:
Şirket daha fazla satabiliyorsa daha fazla üretmek, daha fazla üretmek için de genellikle daha fazla çalışan ister. Satışlar uzun süre azalırsa bunun tersi yaşanabilir.
Faiz bu zincire insanların ve şirketlerin harcamalarını etkileyerek girer.
Faiz Artınca Satışlar Neden Azalabilir?
Örneğin bir ailenin yeni mobilya almak istediğini düşünelim.
Mobilyanın fiyatı 120.000 TL ancak ailenin bu kadar nakit parası yok. Bu nedenle kredi kullanması gerekiyor.
Faiz düşükken kredi taksitleri aile bütçesine uygunsa mobilyayı satın alabilirler.
Faiz yükseldiğinde kredi taksitleri çok pahalı hale gelirse:
“Mevcut koltuklarımızı bir yıl daha kullanalım.”
diyebilirler.
Tek bir ailenin böyle davranması önemli değildir.
Fakat aynı şeyi 100.000 aile yaparsa mobilya mağazalarının satışları ciddi şekilde düşebilir.
Mağaza daha az mobilya sattığı için fabrikadan daha az ürün sipariş eder.
Fabrika da şöyle düşünür:
“Geçen yıl ayda 10.000 koltuk satıyordum, artık 7.000 satıyorum. O halde 10.000 tane üretmeme gerek yok.”
Böylece üretim azalır.
Faizin üretimle bağlantısı tam olarak burada ortaya çıkar.
Faiz doğrudan üretimi durdurmaz. İnsanların satın alma gücünü ve harcama kararlarını etkileyebilir. Harcamalar azalınca şirketlerin satışları düşebilir. Satışlar düşünce de üretim ihtiyacı azalabilir.

Üretim Azalınca İşsizlik Neden Artabilir?
Üretim azalınca şirketler genellikle ilk gün çalışanlarını işten çıkarmaz.
Önce daha hafif önlemler alınabilir.
Örneğin 300 kişinin çalıştığı fabrikada üretim yüzde 20 azalmış olsun.
Fabrika önce fazla mesaileri kaldırabilir.
Sonra yeni işçi alımını durdurabilir.
Emekli olan veya kendi isteğiyle ayrılan çalışanların yerine yenilerini almayabilir.
Geçici çalışanların sözleşmeleri yenilenmeyebilir.
Üretimdeki düşüş uzun süre devam ederse bazı vardiyalar kapatılabilir.
En sonunda çalışan sayısının azaltılması gündeme gelebilir.
Burada önemli bir ayrıntı var:
İşsizliğin artması için mutlaka çok sayıda insanın aynı anda işten çıkarılması gerekmez. Yeni işlerin oluşmaması da iş gücü piyasasını zayıflatır.
Örneğin bir fabrika normal şartlarda yıl içinde 50 yeni çalışan alacakken ekonomik yavaşlama nedeniyle hiç çalışan almıyorsa 50 yeni iş fırsatı oluşmamış olur.
Yüksek Faiz Yatırımları da Azaltabilir
Yüksek faiz işsizliği yalnızca tüketimi azaltarak etkilemez. Şirketlerin yapacağı yeni yatırımları da pahalılaştırabilir.
Bir gıda şirketinin yeni fabrika kuracağını düşünelim.
Fabrikanın maliyeti 500 milyon TL ve burada 200 kişi çalışacak olsun.
Şirket yatırımın büyük bölümünü krediyle yapacak.
Faiz düşükken şirket hesap yapıp:
“Fabrikanın kazancı kredi maliyetini karşılıyor.”
diyebilir.
Faiz çok yükseldiğinde ise kredi maliyeti o kadar artabilir ki şirket:
“Bu şartlarda fabrika kurmak kârlı değil. Yatırımı bir yıl erteleyelim.”
kararı verebilir.
Burada mevcut 200 çalışan işten çıkarılmadı.
Fakat oluşabilecek 200 yeni iş hiç oluşmadı.

Aynı durum küçük işletmelerde de görülebilir.
Bir restoran sahibi ikinci şubesini açacak ve 15 kişi işe alacak olsun. Yeni şube için kredi kullanması gerekiyorsa yüksek faiz nedeniyle yatırımdan vazgeçebilir.
Böylece 15 kişilik yeni istihdam da oluşmaz.
Bir Sektördeki Üretim Düşüşü Diğer Sektörleri Nasıl Etkiler?
Üretimdeki düşüşün etkisi yalnızca o fabrikada kalmayabilir.
Bir otomobil fabrikasını düşünelim.
Faizler yükseldiği için otomobil kredileri pahalanıyor ve insanlar otomobil almayı erteliyor.
Fabrikanın satışları ayda 10.000 otomobilden 7.000’e düşüyor.

Şirket de üretimini azaltıyor.
Ama otomobil fabrikası otomobili tek başına üretmez.
Lastik şirketinden lastik, cam fabrikasından cam, başka şirketlerden koltuk, plastik, elektronik parça ve metal satın alır.
10.000 yerine 7.000 otomobil üretilirse bütün bunlardan daha az sipariş verir.
Lastik fabrikasının siparişi azalır.
Cam fabrikasının siparişi azalır.
Nakliye şirketinin taşıdığı otomobil sayısı azalır.
Bayilerin satışları düşer.
Bu şirketlerin de üretim ve çalışan ihtiyacı azalabilir.
Buna basitçe zincirleme etki diyebiliriz.

Yani bir kişinin:
“Faiz çok yüksek, bu yıl araba almayayım.”
kararı tek başına hiçbir şeyi değiştirmez.
Ama yüz binlerce insan aynı kararı verdiğinde otomobil satışları düşebilir. Satışların düşmesi üretimi, üretimin azalması da fabrikadan yan sanayiye kadar birçok işletmenin çalışan ihtiyacını etkileyebilir.
İnşaat Sektöründen Bir Örnek
Benzer bir durum konutta da yaşanabilir.
Konut kredileri çok pahalı hale geldiğinde bazı insanlar ev almayı erteleyebilir.
Bir inşaat şirketi 300 dairelik yeni proje yapmayı planlıyor olsun.
Şirket mevcut konutlarını satmakta zorlanmaya başladığında:
“Yeni projeye şimdi başlamayalım.”
diyebilir.
Bu durumda yalnızca inşaat şirketi etkilenmez.
Yeni proje yapılmadığı için daha az inşaat işçisine ihtiyaç duyulur. Daha az beton, demir, seramik ve boya alınır. Elektrikçi, tesisatçı ve diğer ustalara daha az iş çıkar.
Yani bir yatırımın yapılmaması birçok farklı alandaki istihdamı etkileyebilir.
Yüksek Faiz Her Zaman İşsizliği Artırır mı?
Hayır.
Faiz yükseldiğinde işsizlik kesinlikle artar demek doğru değildir.
Çünkü şirketlerin üretimini ve çalışan ihtiyacını yalnızca faiz belirlemez.
Örneğin bir ihracat şirketinin yurt dışından aldığı siparişler hızla artabilir. Faiz yüksek olmasına rağmen şirket üretimini artırıp yeni çalışan alabilir.
Turizm çok güçlü bir sezon geçirebilir ve oteller daha fazla personel çalıştırabilir.
Bazı şirketlerin borcu çok az olabilir ve yüksek faizden diğer şirketlere göre daha az etkilenebilir.
Ayrıca insanlar gıda gibi temel ihtiyaçlarını otomobil veya mobilya kadar kolay erteleyemez.
Bir kişi:
“Yeni telefonumu gelecek yıl alırım.”
diyebilir.
Ama:
“Bu yıl yemek almayacağım.”
diyemez.
Bu nedenle yüksek faiz bazı sektörleri diğerlerinden daha fazla etkileyebilir.
Merkez Bankası Neden Bu Riski Göze Alır?
Burada doğal olarak şu soru ortaya çıkar:
“Yüksek faiz üretimi yavaşlatıp işsizliği artırabiliyorsa neden faiz artırılıyor?”
Çünkü çok yüksek enflasyon da ekonomi için ciddi bir sorundur.
Fiyatların çok hızlı yükseldiği bir ekonomide şirketler gelecekteki maliyetlerini hesaplamakta zorlanabilir. İnsanların satın alma gücü düşebilir ve uzun vadeli yatırım yapmak zorlaşabilir.
Bu nedenle yüksek enflasyon dönemlerinde Merkez Bankası faiz artırarak ekonomideki aşırı talebi yavaşlatmaya çalışabilir.
Amaç insanların işsiz kalması değildir.
Ama enflasyonu düşürmek için tüketim ve kredi kullanımının yavaşlatılması, bunun sonucunda da ekonomik büyümenin ve istihdam artışının bir süre zayıflaması mümkün olabilir.
Faiz, Üretim ve İşsizlik İlişkisini Kısaca Toparlayalım
Asıl mantık şudur:
Bir şirket satabileceği kadar ürün üretmek ister.
Daha fazla ürün satıyorsa daha fazla üretir. Daha fazla üretmek için de genellikle daha fazla çalışana ihtiyaç duyar.
Yüksek faiz nedeniyle insanlar kredi kullanmayı ve bazı alışverişlerini azaltırsa şirketlerin satışları düşebilir.
Satış azalınca şirketin aynı miktarda üretim yapmasına gerek kalmaz.
Üretim azalınca yeni işçi ihtiyacı da azalabilir. Bu durum uzun sürerse mevcut çalışan sayısı da azaltılabilir.
Yüksek faiz ayrıca şirketlerin yeni fabrika, mağaza veya restoran açmak için kullanacağı kredileri pahalılaştırarak henüz oluşmamış yeni işlerin oluşmasını da engelleyebilir.
Bu nedenle zinciri yalnızca ezberlemek yerine şöyle düşünmek daha kolaydır:
İnsanlar daha az satın alır → şirketler daha az satar → satamadığı ürünü üretmek istemez → üretim azalır → daha az üretim için daha az yeni çalışana ihtiyaç duyulur → bu durum uzun sürerse işsizlik artabilir.
Yüksek faiz ile işsizlik arasındaki temel bağlantı budur.